Pazar, Ocak 13, 2008

TIRMIK İZİ'NDE GÜMÜŞ VE BABAM


Sevgili Handan'ım muhteşem blogunda yani "TIRMIKiZi"nde, 
tirmikizi.blogspot.com
babam ve Gümüş ile ilgili öyle güzel bir yazı yazmışki, Birlikte-2 ismiyle girdiği bugünkü paylaşımında, buraya eklemeden duramayacağım.

Ayrıca muhteşem kedisi, belki de bu konuyu en iyi anlayacak, çocukken geçirdiği elem bir kaza sonucu arka bacakları tutmayan ama her daim mutlu olan Umut'un da şahane bir resmi ve yazısı var...

İşte bu yazılar....

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Hayatlar sihirli çemberler gibi birbirine geçer; nasıl olduğu anlaşılmaz, iki farklı türün kader çizgileri kesişir, bitişir, aşılmaz sanılan sınırlar zamanla incelir. ''İnsan'' ve ''hayvan'' kelimeleri dahî mânasını yitirir, zaman ve sevgi öyle bir yere taşır ki sizi, artık kimin kim olduğu hakikaten hiç önemli değilir. Bu sevgili yaşlı adam benim canım arkadaşım Nazlı Taşpınar'ın babası, kucağındaki de emektar kedileri Gümüş. Çok zor zamanlardan geçiyorlar, Gümüş ileri yaşına rağmen ağır anestezilere, ameliyatlara dayanıyor. Kader çizgisi nereye kadar uzar, yollar nerede biter, yeniden nerede başlar bunu bilemeyiz ancak bu fotoğraftan taşan duygu ''ben insanım'' diye ortalıkta dolanan herkesin içinde öncelikli olarak aranmalı, eğer bulunamıyorsa bu etiket, bu niteleme derhal değiştirilmeli, yerine başka birşey konmalıdır. Zira; insan olmak işte böyle bir bütünleşmeyi, böyle bir bölüşmeyi, böyle bir sevgileşmeyi icap ettiren derin, değerli ve anlamlı bir kavramdır, boru değildir yani!.. Bu nedenle sûretlerin insan olması mühim sayılmaz tarafımızdan, aslolan o sûreti tamamlayacak, içini dolduracak olan ''öz''dür, o öz yerinde yoksa gayretler boşunadır, nafile uğraşılır, zira karşınızdaki ''ben insanım'' iddiası içinde dolanıp duran boş, mânasız, egodan ibaret değersiz bir kılıftır...

Bu sevgili yaşlı adam ve eşi senelerce birlikte nefes aldıkları, kaderlerini paylaştıkları bu canın başında, içleri titreyerek bekliyorlar. Akıbeti sadece Allah bilir ama gene de ben bu ''insan gibi insan''lar ve Gümüş canları için bütün varlığımla dua ediyor, şifa diliyorum. Ne mutlu ki ben bir varlığı sevmenin, sevebilmenin yaşla başla, durumla konumla, şununla bununla ölçülemeyecek kadar özel bir şey olduğunu biliyorum.


>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

''Yürüme özürlü, yaşama özürsüz'' Umut oğlan bu evimizde çok mutlu. Çünkü emeklemesine engel olan basamaklar, merdivenler, yüksek eşikler yok burada. Bütün gün özgürce dolaşıyor, evin her köşesinin hatırını soruyor. Oyun zamanlarını da doğrusu hiç sektirmiyor , hiçbir engeli yokmuşcasına oyunlara katılıyor , bazen de tek başına oyun kuruyor. Salonun ortasındaki oyun alanında yer alan bu uzun, peluş tüneli çok seviyor, bir ucundan girip diğer ucundan çıkana kadar üzerindeki bütün deliklerden kafayı çıkarıyor, çok komik oluyor:) Onu bulamadığım zamanlar oyun tünelinin içine bakıyorum, bazen oynarken içinde uyuyakalıyor. Bu sakat kedicik her anının tadını çıkardığı ve boşa harcamadığı kısa ömrü ile, pekçok şeye sahip olduğu halde hâlâ halinden memnun olmayıp sürekli şikayet eden insanlara ne uzuuuuun dersler veriyor...

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Söylenecek bir şey bırakmamışsınız ki.
Yüreğinize sağlık